(0312) 381 99 99

Göz Hastalıkları

GENEL GÖZ MUAYENESİ  

Gözler dış dünya ile iletişimimizi sağlayan 5 duyu organımızdan biridir ve dünyaya açılan en değerli pencerelerimizdir. Görme duyusu en vazgeçilmez ve en önemlilerden birisidir. Görebilmek gerçekten büyük bir şanstır. Bize verilen bu şansı korumak bizim elimizde.     

En az yılda bir kez düzenli göz muayenesi yaptırmakla ilk adımı atabiliriz. 
Yeni doğan bebeklere de göz muayenesi yapılabilir. Bebeklerde doğumsal katarakt, doğumsal glokom (göz tansiyonu) vb göz hastalıklarının erken tanı ve tedavisi göz ve görmenin gelişimi ve korunması açısından çok önemli ve kritiktir. Erken teşhis edilemezse tedavi uygulansa da görme yeteneği gelişmez, göz tembelliği oluşur, hatta gözün kaybı ile sonuçlanabilir.
Çocuklarda diğer bir kritik yaş 3 yaştır. 3 -3.5 yaşında tüm çocuklar mutlaka bir kez göz doktoruna muayene ettirilmelidir. Çünkü, çocuklardaki göz bozuklukları bu yaşlarda saptandığında gözlükle ve kapama tedavileri ile tedavi edilebilmekte ve göz tembelliği gelişimi önlenebilmektedir. Oysa, 7-8 yaşından sonra göz bozukluğu tesbit edilse bile göz tembelliği önlenememektedir. Yani 3-3.5 yaş bu açıdan çok kritiktir.
40 yaşından itibaren en az yılda bir kez göz muayenesi yaptırılmalıdır. 
Diabet ve hipertansiyon hastaları mutlaka düzenli göz muayenesi olmalıdır. 
Ayrıca, göz muayenesi ile bazı beyin tümörleri, nörolojik hastalıklar, sistemik hastalıklar, hatta AIDS bile saptanabilmektedir.

BİLGİSAYARLA  KIRMA  KUSURU (GÖZ BOZUKLUĞUNUN) TESBİTİ

Her göz muayenesi gözün kırma gücünün tesbiti ile başlar. Göz optik bir sistemdir ve adeta bir fotoğraf makinesi gibi çalışır. Dış ortamdan göze gelen ışınlar gözün kırıcı ortamları dediğimiz kornea, lens ve göz içi sıvılarda kırılıma uğradıktan sonra görme noktasında odaklanır ve buradan sinir lifleri aracılığıyla beyine ulaşarak, beyinde görme merkezinde görüntünün oluşmasını sağlar. Hepimizin günlük hayatta sıkça duyduğu myopi, hipermetropi veya astigmatizma terimleri gözdeki kırma kusurlarıdır. Kabaca myopide göze gelen ışınlar retinadaki görme noktasında değil daha önde odaklanır, hipermetropide görüntü görme noktasının daha gerisinde odaklanır, astigmatizmada ise görüntü farklı eksenlerde dağınık olarak oluşur. İşte bu kırma kusurlarının tesbitinde günümüzde oldukça ileri teknolojik cihazlar kullanılmakta ve bu sayede hastadaki göz bozukluğu hemen hemen hiç yanılmaya imkan vermeyecek ölçüde doğru olarak tesbit edilebilmektedir. Bu tür muayene halk arasında bilgisayarlı göz muayenesi olarak bilinir. Burada önemli olan cihazın son teknolojiye uygun olması ve kalibrasyonunun düzgün olmasıdır. Hastanemizde dünyanın en ileri teknolojilerine sahip cihazlar kullanılmakta ve göz bozuklukları tamamen bilgisayar kontrolünde ve yanılma payı olmaksızın tesbit edilmektedir.

GÖZ ÇEVRESİ VE GÖZ HAREKETLERİNİN MUAYENESİ
Göz muayenesinin 2. aşamasıdır. Göz çevresi dokular, göz kapakları, göz hareketleri, ışık refleksleri muayeneleri yapılır. Göz kapağında düşüklük (ptozis), kapakta içe (entropion) veya dışa (ektropion) dönmeler, kapak kitleleri bu şekilde saptanır. İki göz arasındaki asimetriler, gözlerden birinin daha önde yerleşiminin (proptozis) saptanması önemlidir. Bunlar hipertiroidi, orbital varis, menenjiom, hemanjiom vb bazı hastalıklarla beraber olabilir. Göz hareketlerinin muayenesi şaşılıkların tesbitinde önemlidir.

GÖZ TANSİYONU ÖLÇÜMÜ

Göz muayenesinin diğer olmazsa olmaz aşaması göz tansiyonunun ölçümüdür. Göz tansiyonu oldukça sinsi seyirli bir hastalık olduğundan, belirti vermediğinden ve erken teşhisi çok önemli olduğundan mutlaka her muayenede göz tansiyonu ölçülmelidir. Hastanemizde her hastanın göz tansiyonu mutlaka yine en ileri ve güvenilir cihazlarla ölçülmektedir.

BİOMİKROSKOBİK MUAYENE

Her göz muayenesinin en önemli adımlarından birisidir. Biomikroskopla kornea, lens, ön kamara detayları, vitreus ve retina muayeneleri gerçekleştirilir.

RETİNA MUAYENESİ

Göz muayenesinin bir parçası da retina dediğimiz görme tabakasının muayenesidir. Her hastaya mutlaka retina muayenesi yapılmalıdır. Özellikle hipertansiyon ve diabet hastalarında bu daha da önem taşır. Retina tabakasındaki kanamalar, damar tıkanıklıkları, yeni damar oluşumları, ödem, membran oluşumları varlığında retinal anjio incelemeleri yapılmalıdır. Retina muayenesi glokom hastalarında optik sinir başındaki hasarın tesbiti ve takibinde önemlidir. Ayrıca retina muayenesi sırasında beyin tümörleri, AİDS, hipofiz adenomları, nörolojik hastalıklar ve bazı sistemik hastalıkların tanısı konulabilir.

BİLGİSAYARLI GÖRME ALANI İNCELEMESİ

Görme alanı testi gerek glokomun (göz tansiyonu) tanı ve takibinde,  gerekse bazı nörolojik hastalıkların tanı ve takibinde en sık  kullanılan testtir. Göz tansiyonu teşhisinde en önemli basamaklardan biri teşhisin görme alanı ile desteklenmesidir. Görme alanı bazı ilaçların gözdeki toksik etkilerinin saptanmasında, bazı nörolojik hastalıkların tanı ve takibinde de yol göstericidir. Kliniğimizde bilgisayarlı görme alanı incelemeleri de en son teknolojiye uygun olarak yapılmaktadır.


FAKOEMÜLSİFİKASYON ( FAKO) YÖNTEMİ İLE KATARAKT TEDAVİSİ

Günümüzde kataraktın dünyadaki en ileri tedavisi FAKO yöntemi dediğimiz halk arasında laserle katarakt ameliyatı olarak bilinen yöntemdir. Gerçekte FAKO bir laser sistemi değildir. FAKO yönteminde ultrasonik ses dalgaları kullanılmaktadır. Küçük bir kesiden çok ince uçlu aletlerle göze girilmekte, kataraktlı lensin ön zarı özel aletlerle açılmakta, lens zarından serbestleştirildikten sonra FAKO cihazı yardımıyla ultrasonik ses dalgaları kullanılarak kataraktlı lens kapsülü içerisinde parçalanarak vakum yardımıyla da gözden uzaklaştırılmaktadır. Geride kalan lens kapsülü içerisine yapay göz içi lensi yerleştirilmektedir. Ameliyat küçük bir kesiden yapıldığı için genelde dikiş gerekmemekte ve iyileşme süresi kısa olmaktadır.

FAKO YÖNTEMİNİN AVANTAJLARI: 

1. FAKO yöntemi ağrısızdır.
Ameliyat lokal anestezi ile yapılır. Katarakt hastaları genellikle yaşlı olduklarından çoğunda diabet- kalp hastalığı gibi sistemik hastalıklar mevcuttur. Bu nedenle bu hastalarda genel anestezi risklidir. FAKO yönteminde lokal anestezi yani sadece göz çevresinin uyuşturulması yeterlidir. Bu sadece damla ile (topikal anestezi) yapılabileceği gibi, bazen de göz arkasına tek iğne ile (retrobulber anestezi) yapılabilmektedir. Hasta bu işlemler esnasında ve ameliyat sırasında kesinlikle ağrı hissetmemektedir. 
2. FAKO yönteminde ameliyat küçük bir kesiden gerçekleştirilir.
Kesi küçük olduğundan kapalı bir sistemde çalışılır. Kapalı sistemde cerrahi manüplasyonlar daha kolay, gözde kanama ve enfeksiyon riski daha azdır. 
3. Katlanabilir göz içi lensler kullanılır.
FAKO yönteminde kesi küçük olduğundan katlanabilir göz içi lensler kullanılır ve kesiyi büyütmek gerekmez. Böylece ameliyat küçük kesiden tamamlanabilir.
4. Ameliyat süresi daha kısadır.
FAKO yönteminde katarakt ultrasonik ses dalgaları aracılığıyla göz içerisinde parçalanır ve vakum sistemi ile parçalar aspire edilerek gözden uzaklaştırılır. Ameliyat süresi gelişmiş teknolojiyi kullanan FAKO cihazları ve cerrahi tecrübeyle oldukça kısalmıştır.
5. Ameliyat sonrası iyileşme süresi kısadır.
 Hasta hastanede yatırılmaz ameliyat sonrası bir süre dinlendirildikten sonra taburcu edilir. Ayrıca, iyileşme süresi de kısadır
6. FAKO yönteminde kesi küçük olduğundan  sütür (dikiş) gerekmez. 
Küçük kesinin diğer bir avantajı kesiye bağlı astigmatın olmaması veya çok az olmasıdır. Bu nedenle ameliyat sonrası görme keskinliği daha iyidir ve genelde gözlük gerekmez.
7. Görsel rehabilitasyon çok hızlıdır.
Yani, görme kalitesinde hemen düzelme görülür. Hastalar genelde ertesi günden itibaren net görmeye başlar. Tam netlik 10- 15 günde sağlanır.

ŞAŞILIK TANI VE TEDAVİSİ

Şaşılık gözlerin paralelliğinin bozulmasıdır. Normalde gözler birbirine paraleldir ve birlikte hareket ederler. Şaşılıklar içe, dışa , yukarı, aşağı veya oblik olabilir. En sık içe kaymalara rastlanır. Bebek doğar doğmaz varolan veya ilk 6 ayda ortaya çıkan aşırı kaymalarda acil cerrahi tedavi ile gözlerin paralelliğinin sağlanmasına çalışılır. Aksi halde geç kalındığında bu gözlerde görme gelişmez ve göz tembelliği ortaya çıkar. Şaşılıkların bir diğer nadir sebebi göz içi tümörler, doğuştan olan retinal veya vitreal patolojiler veya doğumsal kataraktlardır. Bu nedenle şaşılığın erken teşhis ve tedavisi çok önemlidir. Bu durumlarda altta yatan sebebe yönelik tedavi planlanır. Şaşılığın tipine ve derecesine göre gözlükle veya cerrahi olarak tedavileri uygulanmaktadır. Şaşılık en sık kırma kusuruna bağlı olarak ortaya çıkar. Öncelikle gözlüklerle kırma kusuru düzeltilip, sağlam göz kapatılarak tembel gözün çalıştırılması esasına dayanan kapama tedavileri  başlanır. Daha sonra kaymanın düzelmeyen kısmı ameliyatla düzeltilir. İleri yaşlarda en sık paralitik şaşılık dediğimiz gözü hareket ettiren kaslardaki felçlere bağlı şaşılıklar görülür. Bunların sebebi diabet, hipertansiyon vb olabileceği gibi bazı beyin tümörleri, nazofarenks tümörleri vb de olabilir. Bu tür hastalarda mutlaka ayrıntılı nörolojik muayene yapılmalıdır. 
Hastanemizde her türlü şaşılık teşhisi, tedavisi ve cerrahisi başarıyla uygulanmaktadır.